|
|
February 03
bana sözver aşkım tıklayın ve izleyin .....Burdan Lütfen BU RESME MUTLAKA BAKIN...
Mausu resmin üzerinde yavaşça yukarı kaydırın. Güneş doğup gündüz olacaktır.
Mausu resmin üzerinde yavaşça aşağı kaydırın. Güneş batıp gece olacaktır. Burdan_Lütfen
Seni Seyrediyorum
Beni Unutma
December 11


DELİLİK
Delilik kısa sürer çok
pişmanlık uzun
kararın doğru gibidir
sonrası hüzün
Birde bakarsın arkanı dönüp
Kalmamış huzur
Soru sormaz akıl almaz
Tükenir gücüm
Bir bitene çare yok
Birde yitip gidene
Asla inanmamalı
Ben hep varım diyene!
Korkdum böle olacağından
Ama hep bildim
Şimdi bu neyin tasası
Korkunun ecele yok ki faydası,
alıntıdır.

  
KONUŞ DEME
Bana konuş deme. Söyleyecek bir şey kalmayınca, Mecbur susyor insan. Bu tükenmişliği kelimelerin, Bu sessizlik, Kimsesizlik...kimsesizlik. Bana konuş deme. Dokunsan ağlarım. Dokunsan,bir anda enkaz... Bu yırtılmış uçurtma ölüsü, Bu çocukluğum, Yokluğum...yokluğum. Artık konuş deme. Öyle kaba ki ellerim, Adını söylesem kırılırsın. Tren çığlığı olur sesim, Gitmek zorunda kalırsın.....

     
SEN ÜZÜLME ARKADAş
Sen üzülme arkadaş ben aşk sevda kuluyum Kara sevda yüzünden dostlarımı kırmadım
Hayallerden ötede, şu dağlardan uluyum Ben aşkımı şüphesiz hayallerde yaşadım Dünyam onsuz da olur, belki kimsesiz olur Çaresiz dert olsa da aşkımın bir yeri var Bulamasak o yeri, biliriz canda durur Kalbimiz bin parçadır, ancak tuğrabıdır yâr Yüreğim dağlansa da her sesini duyduğumda Hissetsem varlığını alsam da kokusunu Dönüp bakmam arkama aklımı aldığında Deşmem naçar yaramı, açmam aşk uykusunu Biz kalbimizi harlı güneşlerde yıkadık Sebepsiz değil yüzüm sonbaharda sarardı Biz kalbimizi karlı mevsimlerde suladık Sebepsiz değil sözüm soğuk ve günahsızdı....

  
HERŞEY BENDE BAŞLAR BENDE BİTER !!!
 
Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade,
sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.
TUTAMAYACAĞIM SÖZLER VEREMEM,
ADIMLARIMDA KİM NE DER DİYE DÜŞÜNMEM,
BASİT KİŞİLERLE POLEMİĞE GİRMEM,
BAZI ŞEYLERİ ASLA AFFEDEMEM,
GEÇMİŞİNE TAKILIP DERT ETMEM,
YAŞANMIŞLIKLARI KOLAY SİLEMEM,
YALAN VE TAKTİKLERLE UĞRAŞMAYIN YEMEM,
DOSTLARIMA LAF ETTİRMEM!...
TUTKULARIM VAR VAZGEÇEMEM,
GİDİYORSAN EĞER ÇOK ÖZLESEM BİLE DÖN DEMEM...
ARTIK KİMSEYE KOLAY KOLAY GÜVENEMEM,
BİDAHA GÜVENMEDİKÇE SEVEMEM,
AĞIR GELİYORSA BUNLAR FİRAR SERBEST...
ÜSTELEMEM...!
Dün Canım olan Yarın, Düşmanım olmaz benim Yaşananların hatırı hep saklı kalır, Hatırları hep sorulur selamları hep alınır…
Sildiklerim vardır bir de, onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır Adları anılmaz, hatırları sorulmaz, Sadece beddualarımdır
Vicdanla birlikte Şeref ararım ben sevdiklerimde. Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim Zaman gelir şerefsizleri de severim
Her yerde gözüm kulağım vardır benim “Eksik söylemek yalan söylemek değildir” mantığındaki “Çok Dürüstler”? Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca Bilmezden gelişlerim, aptala yatışlarım Kaybetme korkumdan değil, Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır…
İnkar olmaz benim hayatımda Yaşananı, “yaşanmamış” saymam Sayanları da SAYMAM kelimelere sığmaz, Sayfalar sürer beni anlatmak, Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın Yaşayan bilir beni, yaşamayan anlamaz
Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz..

 
Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir de hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliği anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışçasına, büyük
İçimizdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım....
 
|
|
|
|
|
Hayatta ölümden daha kötü bir şey varsa o da,
onursuzca, umarsızca YAŞAMAKTIR...
|
SENİN GEMİN CAMDAN SEVGİLİ
Duydum ki yine umudunu kesmişsin insanlardan,


  
    
November 29
 
   
KANN UYKUSU
Adım öfkedir ,adım isyandır benim
Kavgamdır kanayışı gözyaşımın
Bu hayatı yaşarım namussuzlara inat
Uğultusunda kurtların, bir karanlık pusuda
Bir ben varım artık, bir ölüm!
Belki yok, ihtimal olmaz benim ömrümde
Masumluk faslını geçerim tek kalemde
Madalyonun öteki yüzünde saklı kalır kahpe suretler
Dört tarafı isyanla çevrilmiş geceye inat
Yandığım her yangında küllerle yeniden doğarım
İllegal bir sürgün öyküsünde dirhem dirhem can verilirken
Tahribat olur her tahsilatım
Tadilatı yoktur bıraktığım tahribatın
Keskin kılıç olmazsam
Cehennem olur azabım
Savaş meydanıdır yüreğim, canım namludaki mermi.
Sallandırmak o kokmuş yürekleri dar ağacında birer birer,
Tek yeminim!
Taşarım zindan olur öfkem
Sabrım kıyamettir! Bilinir!
Ölümcül bir isyan olur her sevdam
Uzak dur ölüm
Daha keseceğim hesaplar var!
yazan:canım dostum burcu yüreğine sağlık!
 


  
November 28
Bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. AGLAYAMADIM.
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa... Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı sadece Seninle paylasmaktı. ANLATAMADIM...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden. Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperirdin yine, Biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdişin bütün cesaretin Kaybolurdu.
TUTAMADIM...
Bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım adım uzaklaşırken benden, çöküp kaldı bedenim olduğu yere.
Nice terk edilişlere dayanan bu yürek, bu kez yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. KALKAMADIM...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatima kaldığım yerden devam edecektim. DEVAM EDEMEDIM..
Bir şey söyledin mi giderken?.. "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?... "Bekle beni, döneceşim..." diye umut verdin mi?.. Beynim öylesine uğulduyordu ki. DUYAMADIM...
Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. KURTULAMADIM...
Unutulanların arasına katılmalıydım. Anıları sandğıa koyup hayatı yeniden yakalamalıydım. Bu aşk-ı noktalanmalıydım, bu sevdadan vazgeçmeliydim. YAPAMADIM...
BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI; SENI ASLA UNUTMAYACAGIM...

CANIM November 26
Aslında hiç yaşanmamış bir gündü bizimki Keşfedilmemiş adaların kumsallarında...
Hiç yürünmedi ki Hiç sarılmadın bana ve hiç sarılmadım sana Dudaklarıma, dudaklarının dokunmasını hiç dilemedim Tenim tenine değipte yanmadı alev alev Ruhlarımızın bulduğu huzur değildi aslında Gerçek değildi. Yağmurdan sonra büyüyen başakların çıkardığı sızı Bir düştü sadece.
Yollardaki kadının yalnızlığı Kalkarken yürürlükten maddesiz olan o son madde Hiç acıtmadı...
Hiç kanatmadı...
Hiç ağlatmadı Bir hevesti.
Geldi geçti...
Günlüktü.
Anlıktı...
İzi kalmadı Bir demdi sadece.. Ama...
Bir bardak çaylık bile zamanı olmadı. Şiirler yanmadı.
Külleri savrulmadı. Balıklar ağlamadı , sular yanmadı Kırmızı keman, kırmızıya; vernikli kana hiç bulanmadı Gelmedi hazanlar yedi tepeye... Altın boynuz yaldızlara boyanmadı Öylesine, öylesine bir masaldı işte Dedim ya Aslında hiç yaşanmadı..!
Bu gece Üşüyorum ve ağlıyorum bir mazereti yok Yazmıyor kalemim, yüreğim Bu gece anlamsız, büyülü sözler yok çünkü Ve her satıra sen damlamıyorsun
Biraz soğuk birazda rüzgar var Ve belki sokak çocukları üşüyor Ama bu gece merhametsiz Belki bir yerlerde ormanın saçlarını tarıyor rüzgar Ve belki saçlarına vuruyor dalga dalga Ama bu gece merhametsiz Bu gece ve satırlar gaddar bana...
Bir şeyler eksik, rüzgarmı alıp götürdü acaba Yok, yok yanlız değilim, bu gece rüzgarımlayım Ve sadece yazmıyor kalemim Sadece rüzgarım, sigaram ve ben Yanlızlıgımızın son rauntlarını oynuyoruz...
Bu gece yazmıyor kalemim artık Çünkü; Sen yoksun
İlk sigaramın dumanı gibiydin; TEDİRGİN...! Sonrakilerin nefesi gibiydin; ALIŞKANLIK...! Ve biraz öncekinin külü gibisin artık; DEĞERSİZ...!!!
Söylesene beni kaç harfle sevdin? Hani anlat desem içindeki sevgiyi, ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer? Zamanı ellerimle yakasından tutup havaya kaldırsam ne kadar anlatırdın? Hadi anlatsana beni kaç harf sevdin?
Oyunuma geldin sevgili. Kandırdım seni az önce.
Bana olan sevgin kaç harf diye sordum sende bana anlatmaya başladın. Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu. Demek sadece SENİ ÇOK SEVİYORUM da özetim.
Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı. Ağzından hiçbir kelime çıkmamalıydı. Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, avuçların terlemeliydi. Bocalamalıydın. Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp örneklerle izah etmeye çalışmalıydın. Başaramamalıydın. Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa. Bak sokaklara hep onlarla dolu. Ellerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki.
Bana olan sevgini özetlememeliydin sevgili. Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu. Yazılabilecek kadar basit bir aşkı ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana.
Bana benim sorumu sorma sevgili. Peki, sen anlat o zaman deme bana. Beni sadece 16 harf seven birisine ben ne anlatayım?.
Bazen... Çocuklukta kalmış, Kaygısız günlerin hafifliği gelip oturuyordu içime. Günlük hayatın, geçmişin, gelecekle ilgili bütün düşüncelerin
Dışına çıkıyordum o zaman
Her şeyi bir kalemde silip atan
Her şeye yeniden başlanabilinir sandıran bir duyguydu bu...
Hayat bir oyundu,
İstediğimiz gibi oynayabileceğimiz bir oyun..! November 21 itiraf.com sitesinden alıntılar.
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı,kurcaladı.
Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu.
Bir türlü bulamadı.Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: ´Evde mi bıraktım acaba?´
Onun tam aradığım kız olduğuna karar verdim.
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi. Bende filmin CD´si var, istersen vereyim izle, dedim.
Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki ´DANGER´ yazısını görüpte ´Allah´ın akıllısı,
tanker yazacağına danger yazmış´ diyen ve arkasından kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba?
Lütfen bir alkış da benim ananem zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken,
Aydın ve Fatih Ürek´i görünce, ´Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar´ dedi.
Bana hayatta ne kadar değersiz olduğumu tekrar hatırlattığın için teşekkür ederim sevdiğim.Artık düşünemez oldum boş bir dünyada yaşıyor gibiyim sanki etrafımda hiç insan yok yalnız kalmış gibi sabahlara kadar sokaklarda dolanıp seni arayasım var gelmeyeceğini biliyorum ya belki o bilinc altıyla arardım seni en kıymetli şeyini kaybeden biri gibi.
Seni sevmek çok değiştirdi bazen kendimi tanımlayamıyorum bir başkasıyla olmak istesem bile olmuyor hep karşıma çıkıyorsun beni terk edip gittin bu senin için kolaydı ama kalbimi söküp çıkaramazsın ya yerinden gittiğin günden beri kalbim acıyor kalp acırmı ya benimki acıyor işte daralıyorum hep boğazımda düğümlenmiş bir şeyler var en ufak şarkı sözünde kendimi kaybediyorum artık sana yazdıklarım bile beni avutmuyor
Aklımdan geçenleri karalardım kağıtlara sonra ağlardım şimdi kalemim bile yoruldu seni yazmaya sevdim ben çok sevdim ve bu sevgim böyle bir gidişi hak etmedi benim fazla beklentilerim yoktu sadece sevgini istedim senden onu da bana çok gördün üstüne sanki beni nasıl seversin der gibi gittin ansızın gittin belki döner dedim bekledim günlerce ama sen gelmedin. Bazen isyan edesim geliyor ben böyle bir cezayı hak edecek kadar büyük bir günah mı işledim birinin ahınımı aldım anlam veremiyorum
Acı çekiyorum arkamdan gülüyorlar umurunda bile değilsin onun hayatını rahat bırak diyorlar peki benim hayatım benim hayatımın hiçbir önemi yok mu ben neden her gün ağlamak zorunda mıyım ben her gün bir lokma yemek yemeden saatlerce uyumadan beklemek zorunda mıyım böyle terk edildim diye başkalarına da aynı muameleyi yapmak zorunda mıyım o kadar değersiz miyim değersizsem neden varım yok olsam kimin ne umurunda olacak sadist bir insan mı olmalıyım ruhsuz hiçbir şeye değer vermeyen. yapamıyorum özümden dönemiyorum kendimi sana ait hissederken başkasını sevemiyorum
Sen git sevdiğim git ama şunu da asla unutma her gidişin dönüşü olur ama dönüşünde ne bulacağını asla bilemezsin benim sevgim tükenmez sana ama ben tükenirsem asla geri dönemem

TUTAMAYACAĞIM SÖZLER VEREMEM,
ADIMLARIMDA KİM NE DER DİYE DÜŞÜNMEM,
BASİT KİŞİLERLE POLEMİĞE GİRMEM,
BAZI ŞEYLERİ ASLA AFFEDEMEM,
GEÇMİŞİNE TAKILIP DERT ETMEM,
YAŞANMIŞLIKLARI KOLAY SİLEMEM,
YALAN VE TAKTİKLERLE UĞRAŞMAYIN YEMEM,
DOSTLARIMA LAF ETTİRMEM!...
TUTKULARIM VAR VAZGEÇEMEM,
GİDİYORSAN EĞER ÇOK ÖZLESEM BİLE DÖN DEMEM...
ARTIK KİMSEYE KOLAY KOLAY GÜVENEMEM,
BİDAHA GÜVENMEDİKÇE SEVEMEM,
AĞIR GELİYORSA BUNLAR FİRAR SERBEST...
ÜSTELEMEM...!

Kalana kaldığı kadar,Gidene gittiği kadar GİDER!!!!!

ALışma ßana,ne yapacağım ßeLLi oLmaz, ßugün varım, yarın ßirden yok oLurum... Dokunmaßana, kapanmamış yaraLarLa doluyum, canımı acıtma ßi yara da sen açma... Sevme ßeni, yoğun duyguLarımda kayboLursun, tutuştururum... İsteme ßeni, yasakLarLa ßoğuşursun, engeLLerLe doLuyum... Çözmeye çaLışma sakın, seninLe karışır iyice kördüğüm oLurum... AnLama ßeni, ßen kendimi anLarım, ßen ßöyLe mutLuyum... A$kı yaşatmamı isteme asLa, ßen A$ka yıLLardır inanmıyorum... Güveniyorsan kendine inandır ßeni A$kın varLığına,sonucunda öyLe ßi A$k yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun oLurum... YıkabiLirsen duvarLarımı, sakın ßırakma ßeni, tüm tutkuLarım ve gücümün arkasında, haLa minik ßir çocuğum, ßüyütemezsen kayboLurum...! 


Sevgi emekmiş,  Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
    
"ÖYLE SÖZLERİM VAR Kİ
SÖYLESEM SENİ YAKAR
SUSUP SAKLASAM BENİ"

SeN Ne iLktiN Ne soNsuN... SevgiyLe doğduN NefretLe yok oLduN... üzgüNüm £zik iNsaN soNuNda uNutuLduN...!

    
Tüketmeden daha sevgimi...
Ruhum terkederken beni...
Böyle üşüten yaşamı geride
bırakmak mı?!!
Ve kalbim durduğunda..
Kapanırken gözlerim..
Yinede mutlu olmaya
çalışacağım...
Kime inat olduğunu bilmeden...
Gülümseyeceğim...
Gidene kal demeyeceksin... Gidene kal demek zavallılara, Kalana git demek terbiyesizlere, Dönmeyene dön demek acizlere, Hak edene git demek asillere yakışır. Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme, yoksa degersiz olan hep sen olursun... Düsün.... Kim üzebilir seni senden başka? Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni,sen hazır değilsen? Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Herşey sende başlar, sende biter... Yeter ki yürekli ol, tükenme,
tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini... Hep hatırla:
" Çaresizseniz, Çare SİZSİNİZ...."
 

gözlerimi yumduğumda
kendimle başbaşa kalamıyorum...
isyan eden bir karanlık
uyandırıyor beni derin uykumdan...
hiç kimsenin bilmek istemiyceği
bir şeyi biliyorum...
ağır yüklerin altında
yürüyorum...
kaburgalarım kırılıp
kalbime saplandığında...
anlıyorum dünyanın anlamsız
olduğunu
başlangıçsız ve sonsuz.
hiç bişey olmadığını
hiç bişey olmadı...
   
Bilmelisin ki ... Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki ...  Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır
Bilmelisin ki ... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor
 Bilmelisin ki ... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da !
 Bilmelisin ki Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki ...  Aile hep insanin yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.
Bilmelisin ki ...  Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Bilmelisin ki ...  Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki ...  Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki ...  Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne oliduğumuzdan kendimiz sorumluyuz
Bilmelisin ki ...  İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Bilmelisin ki ...  Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Bilmelisin ki ... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
   
**SEWEN SEWER SEWMEYEN DEFOLUR GİDERR BZM DÜNYAMIZ HERTÜRLÜ DÖNER**

Bu vatan Türk'tür her kes bunu bilsin, Vatana ihanet eden bu vatandan gitsin!

Bu vatan Türk'tür Türk kalacak
Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak
Biz varız bu topraklarda biz Bu vatan bizimdir böldürmeyiz biz Bu toprak için canımızı feda ederiz biz Bu ülkeye ihanet edeni yok ederiz biz Bu vatan Türk'tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak Türk, kurt, Laz, Çerkez hepsi bir ırktan Hiç ayrılır mı kardeş et tırnaktan Hak peygamberde yana bütünlükten Bu vatan Türk'tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak

Yaşayanların kanı,
yeni yetişenlerin tohumu için
iyi gübre olur.
 Ş E H İ T A S K E R
Bu kabarmış toprağa yüzünü sür, kucakla, Elbette bağı vardır "olmuş"un "olacak"la.
 Dudağa değer gibi şimdi alnı her erin, Bu havada ruhları dolaşır şehitlerin.
 Biz, bu kutsî havanın içinde var olmuşuz, Biz, bununla yoğrulmuş, biz bununla dolmuşuz.
 Sâdece döğünmedik "Vatan! İstiklâl!" diye, Sakarya boylarından çıktık Kocatepe'ye;
 Bu yol ki hürriyetin, kurtuluşun yoludur, Zincirsiz yaşamanın tek çıkar yolu budur.
 Bir daha nikaylıydık sevgili hürriyete; Kahramanlık Tanrı'dan vergidir bu millete...
 Bir damla asîl kanda bir mucize saklıdır, Bu topraklar Türklüğe inanmakta haklıdır.
 Akdeniz'e tank gibi koştu bütün kağnılar, Ey sevgili istiklâl, ey güzel Dumlupınar!
 Elbet yiğit olanlar lâyık böyle toprağa; Selâm şanlı orduya, selâm şanlı bayrağa,
 Selâm ey Başkumandan, Mustafa Kemal selâm; Emânetin yaşıyor, güven, imânımız tam:
 Omuzlarımız hisar, başlarımız burç yurda, Can vermeğe and içtik hepimiz tek uğurda!..
 Bir târihten gelinir, bir târihe gidilir; Yaşamak istiyenler savaşmasını bilir.
 Zamanın kahramanlar gelebilir hakkından, Bize sesler geliyor uzaklardan, yakından.
 Duyuldu mu bir kere "-Haydin silâh başına!" Yeniden girişiriz istiklâl savaşına...
 Ödü varsa düşmanın, meydan açık, hazırız: Bu toprakta biz doğduk, biz yaşadık, biz varız!
 Kından sıyrılmış kılıç, top ağzında mermiyiz, Dumlu çocuklarıyız, hiç yoldan döner miyiz?!
 Söz verip baş koymuşuz: İstiklâl bize haktır, Buna göz diken düşman çıksın, kahrolacaktır!..


 
...YAPRAK DÖKER BİR YANIM,BİR YANIM BAHAR BAHÇE...
 
***ALLAHIN TESCİLLEDİĞİ GÜZELLİĞİMİZE SiZİN ONAY VERMENİZE GEREK YOK ***


     
Geçmise dönük keskelerle yasamaktansa, gelecege dönük belkilerle yasamayi tercih ederim." (EYVALLAHH) 
TüM DiLEKLERiM SENiNLE OLSUN …


  
November 20
|
|
Red Kit: Vahşi Batı'nın bu gözü pek kovboyu, Dalton Kardeşlerin
ortancalarından Vilyım'la uygunsuz bir pozisyonda yakalandı. Sevenleri tarafından linç edilmek istenirken son anda kaçmayı başaran Red, 1895 yılında atı Düldül'ü Masaçuset Sucuk Pastırma ve Et Mamulleri Fabrikasına satarak küçük bir kanoyla Amerika'dan Malezya'ya kaçtı. Bir daha da izine rastlanamadı
|
|
Kırmızı Başlıklı Kız: Anneannesini yiyen kurtla, bu vahim olaydan 5 yıl sonra sade bir törenle evlendi. Dünyaevine nikahtan giren Kırmızı Başlıklı Kızın bu mutlu evlilikten Bobi, Tobi ve Hüsrev adlarında 3 eniği oldu. Eşinin anneannesini yediği için vicdan azabından geberen Kurt, sonunda tiner ve bali batağına düşerek intihar etti.
|
|
|
| Pamuk Prenses: Kendini öperek uyandıran beyaz atlı prensin azılı bir beyaz kadın simsarı olduğunu öğrendiğinde onun için artık çok geçti. Avrupa'da pek çok pavyon ve randevuevinde çalıştıktan sonra "Smooth on the Water" yani "Koy Koy Suyundan da Koy Koy" adlı bir kitap yazarak Orta Çağ Avrupasının fuhuş alemini anlattı.
|
|
Peter Pan: Havada uçan, karada kaçan bu kahramanımız uçmak ve kaçmakla bir yere varamayacağını anlayarak tövbeye geldi. Mistik Doğu'yu merak ederek yollara düşen genç adam, gezisinin Anadolu durağında çok etkilendiği yurdumuza yerleşme kararı aldı. Erciş Pan Turizmin de kurucuları arasında yer alan Peter Pan, birkaç yıl sonra Hac farizasını yerine getirmek için gittiği kutsal topraklarda, taşlanan şeytandan seken irice bir taşın omurilik soğanını ezmesi sonucu hayatını kaybetti. Kabri, Şattülarap'tadır.
|
|
|
|
Pembe Panter: Şanlı panter ırkının karizmasını aleme papyon ettiği ve atalarının adını lekelediği iddiasıyla Kara Panterler Örgütü tarafından sokak ortasında hunharca parçalanarak öldürüldü. Sağlığında pembe rengi yüzünden, "şööle bööleymiş, yumurtaymış, cillopmuş, karpuzmuş, hötöröfmüş" gibi iddialarla karşı karşıya kalan Pembe Panter aynı zamanda Mazlum-Der Kuzey Amerika Şubesi üyesiydi.
|
|
Heidi: Çizgi filmde Dedesi rolünde oynayan ak sakallı, nur yüzlü, tevekkül adamı kisvesine bürünmüş ihtiyar oyuncu Hans Manfred Singer tarafından mesajlı tacize uğradığı iddiasıyla film şirketiyle olan anlaşmasını feshetti. İhtiyar Oyuncu her ne kadar, "O mesajları, kendisini torun rolüne motive etmek için ben gönderdim. Bunu Peter'e de yaptım, Klara'ya da, öbür kızlara da" dediyse de kimseyi inandıramadı. Genç ve çıtır formatındaki Heidi, 1975 yılında Almanya'da yaşayan Becayiş İstempele adlı Pülümürlü bir gurbetçimizle evlenerek Türkiye'ye yerleşti. "Ömercik Aslan Parçası", "Kezban Paris'te" ve "3 Süpermenler İsmail Dürüt'e Karşı" gibi filmlerde yardımcı kadın oyuncu rollerine çıktığında ise o eski şöhretinden eser kalmamıştı. Heidi, 1983 yılında Şile'deki evinde, 5 numara örgü şişini şah damarına sokarak intihar etmiş olarak bulundu.
|
|
|
|
Keloğlan: Can Kızla evlendikten 3 yıl sonra şiddetli geçimsizlikten ayrıldılar. "Benzini Şelden, Akılı Kelden" düsturunun yaratıcısı olan Keloğlan, kahramanlık dünyasından ayrıldıktan sonra bozacılık, şıracılık, tellaklık" gibi işlere girip çıktı. Bir dönem Yeniçeri Ocağına kaydını yaptıran kahramanımız, Fındıkkurdu 1 adlı askeri tatbikatta kafasına mancınık taşı çarpmasıyla eğitim zaiyatı oldu. |
|
Cin Ali: Asıl adı Fehim Bilgeyts'tir. Çizgi diziden ayrılmasının ardından, "Bunca Yıl Nasıl Çiroz Kaldım" adlı bir diyet kitabı yazdı. Bu eseri, dönemin Hükümeti tarafından toplatılan Fehim Bilgeyts, İstanbul DGM'de yargılanarak cezaevine konuldu. Cin Ali dizisinde oynadığı yıllarda, rol arkadaşı olan Karagözlü Kuzu'yu mangal yaparak eşini dostunu rakı alemine çağırdığı ve dostunun derisini Türk Hava Kurumu'na vermediği iddiaları yüzünden zor durumda kaldı. Bir dönem Beşiktaş'ta futbol da oynayan Bilgeyts, daha sonra Deli Yürek, Deli Dumrul, Baba Evi ve Ali Veli Kırtdokuz Elli gibi önemli Tv dizilerinin senaryosunu kaleme aldı.
|
|
|
| Kızılmaske: Ormanda 10 kaplan gücünde olduğunu ispat etmek için Şov Tv'yi arayıncaya kadar harbiden de ormanın en kuul, en gizemli, en delikanlı şahsiyetlerinden biriydi. Yıllarca rantını yediği "10 kaplan gücündeyim bilaaader" tribinin sonu artık gelmişti. Baseniyle beşe on dilme üzerinden 20'lik çivi söktüğünü iddia eden Malatyalı Berber Cebrail Künefe ile karıştırılarak canlı yayında kendisinden çivileri sökmesi istendi. Bu arada Kızılmaske zannedilerek arenaya sürülen Cebrail de kaplanlar tarafından lime lime parçalanmaktaydı. Bu olaydan sonra bir daha insan içine çıkamayan Kızılmaske, ormanın en denyo *** olarak hayvanat ve nebatatın hafızalarına kazındı. Budur bir efsanenin çöküşü...
|
|
Süpermen : Dünyayı kurtardı kurtardı ama kendini kurtaramadı . yere iniş sırasında duramayınca Karabük demir-çelik fabrikasının bacasına oturdu ...
|
|
|
|
Kedikadın: bir mart günü damda dolaşırken 3 erkek kedinin saldırısına uğradı. Kötü yola düştü. Daha sonra kendisini bu hayattan kurtaran bir van kedisiyle evlendi. Şimdi hayatına ev kedisi olarak devam ediyor.
|
|
Temel reis: o süper kahraman değildi, olamadı da zaten.. Yaş kemale erince ıspanakların arasında haşhaş yetiştirip sattığı ortaya çıktı.. O çizgi filmlerdeki ultra mega şeyleri ıspanak yediği için değil, haşhaştan kafayı bulduğu için hayal olarak gördüğü anlaşıldı.. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bir odada bakıma alındı. Saksıda çiçek yetiştiricem diye kenevir tohumu ekince elini kolunu yatağa bağladılar.. Şimdi ne halde kim bilir..
|
|
|
Evet arkadaşlar işte sevgili kahramanlarımızın hazin sonu böle diğerlerimi ??? onlardan hiçbir haber alınamadı.BURDAN SESLENİYORUM!!!! Eğer onlardan herhangi birini gören ya da duyan varsa 09004514521 nolu telefon numarasına lütfen haber versinler ya da hazin öyküsünü bildiğiniz süper kahramanlarımızı lütfen yorum kısmına bildiriniz hoşçakalıııııın :):)
|
BİLGİSAYAR NASIL BOZULUR????
Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınında kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır. 
Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, 'reset' tuşuyla filan uğraşmayın. Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın 
Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın. Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. 
Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa bastığınızda sallanan bilgisayar, size 'interaktif' bir his verecektir. 
Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla 'sıcak' ilişkiler kurabilirsiniz. 
Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz.
Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın. Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması, bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır.
Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. 
Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. Hele bir de yildiz tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. 
Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz.
İsminizi yazın ve bakın bakalımm sizi ne kadar seviyorrr :)) eveet bence de biraz sacma ama :)
|
|
|
|